Bildiğiniz üzere, geçen sene olduğu gibi bu sene de Brand Talks ekibi olarak reklamcılık-yaratıcılık açısından son trendleri yakalamak ve size en güncel haberleri getirmek için Cannes Lions Uluslarası Yaratıcılık Festivali 2017’deydik.

Festivalin yapılış amaçlarından biri olan, sene içinde başarılı bulunan işlere verilen  “ödüller”le ilgili bu sene kategori bazında kazananları açıkladığımız yazılarımızı görmüşsünüzdür. Sadece bu yazılarımızdaki ödül almış işlere bakmak bile, pazarlama uzmanlarına, reklamcılara ve yaratıcılığını kullanarak işini daha verimli hale getirmek isteyenlere büyük bir ilham kaynağı olmuştur.

Ben bu yazımda, tabiri caiz ise işin “akademik” kısmını bir kenara bırakıp, işin “survival” (hayatta kalma) kısmını ele alacağım; çünkü inanın, bir hafta boyunca konferanstan konferansa koşmak ve hiçbir şeyi kaçırmamaya çalışmak tam bir hayatta kalma savaşı!

 

Bir Cannes Lions Yaratıcılık Festivalinde Nasıl Hayatta Kalınır?
1- “Sayın Yolcularımız Uçağımıza Hoş Geldiniz! Uçağımızda Uymanız Gereken Emniyet Kurallarına Dikkatinizi Çekmek İstiyoruz…”

 

Yıllardır yapılan festivalle ilgili ilk yapmanız gereken şey, emniyet kurallarına uymanız. Kurallara uymak, en azından bir uçuş acil durumu kadar hayat kurtarıcı olabilir. Festival köklü geçmişinden dolayı zaten bunca kişiye ev sahipliği yapmanın tüm artı ve eksilerini deneyimlemiş ve bundan çok güzel dersler çıkarmış. Bu çıkarılan dersleri de festival katılımcılarına yaka kartları ile alabilecekleri festival kitapçığında sunuyorlar, hem de kapağı açar açmaz karşılaşabileceğiniz şekilde=) Size sadece bir hafta boyunca bu kuralları kulağınıza küpe yapmak kalıyor.

 

 

2- “Kişisel Asistanım Olmadan Asla!” 

Evet, bir kez de şımarın! “Kişisel asistanım olmadan şuradan şuraya adımımı atmam”cılardan olun ve Cannes Lions App’i indirin. Bir hafta boyunca uykusuz, yorgun, bilgi ve yaratıcı içerik bombardımanına tutulmuş, kısa sprintlere mahkum bir halde oradan oraya sürüklenirken (sürüklenmek kelimesi kasti seçilmiş ve burada Cannes Lions temposunun normal bir insan için birazcık fazla olduğu vurgusu yapılmak istenmiştir) size en çok yardımı dokunacak şey telefonunuza indirdiğiniz Cannes Lions App’iniz olacak (ki bu sene festivalin ilk gününden sonra uygulamanın “Katılacağım Konuşmalar” bölümünde sorun çıktı ve sadece bu bile bana muhtemelen 1 ya da 2 konuşmaya mal oldu…). App’i geçen sene de övmüştüm bu sene de övmeye devam edeceğim. Bir asistan düşünün:

  1. Tüm konuşmaları size özetlesin,
  2. Tüm konuşmaları ve konuşmacıları nerede ne zaman dinleyebileceğinizi size haber versin,
  3. Salonların yerini size göstersin,
  4. Katılamadığınız konuşmalardan size önemli başlıkları sunsun,
  5. Konuşmacıları yakalayıp 30saniyede konuşmalarını özetlemelerini istesin ve bunu size video olarak göstersin,
  6. Festival alanında anlık olarak nerede ne var konusunda her şeyden haberi olsun ve sizi bilgilendirsin,
  7. Festival alanındaki farklı standlarla ilgili size bilgi versin ve bu standlarda yapılan çekilişlere katılma imkanı sunsun,
  8. Diğer katılımcıların festivalle ilgili paylaştığı güzel görüntüleri ve bilgileri size özetlesin,
  9. 7 günlük maraton boyunca hangi saatte nerede olmanız gerektiğini (bu gece 01:56’da bir otelin terasında verilen bir partide dans etmek dahi olsa) tam olarak size söylesin,
  10. Beğendiğinizi belirttiğiniz tüm işleri sizin için arşivlesin…

(Ve övgüler bitmiyordu.)

3. LimitSizsiniz!

Cannes Lions’da limitsiz olduğunuz ölçüde limit sizsiniz. Bir hafta boyunca sayısız yaratıcı işi takip etmek, birbirinden farklı konularda harika konuşmalara katılıp yeni fikirlere aklınızı açmak, işinde uzman kişilerle bulduğunuz her fırsatta sohbet etmek, düzenlenen onca tanıtım etkinliğine katılmak, her tarafta gözünüzü alan ve dikkatinizi çeken farklı mecralara bağlı yaratıcı işlere maruz kalmak, metrelerce uzanan sahil şeridi boyunca düzenlenen birbirinden keyifli partilere katılmak, networking için oluşturulmuş onlarca çadırı ve iskeleyi ziyaret etmek, leziz yemekler yemek ve Cannes’ın tadını çıkarmak… Yazılı olarak ne kadar harika bir liste olsa da, bir hafta boyunca aralıksız olarak bunları yapmak, insanı her anlamda tüketiyor. Bu nedenle bir Cannes Lions Festivali’nden sağ kurtulmanın kilit noktalarından biri kendini tanımak ve limitlerini bilmek=)

 

Bu 3 temel başlıktaki öneriler dahilinde hareket ederseniz, bir Cannes Lions Festivali’ni büyük bir keyifle, bolca ilham almış ve yeni fikir tohumcukları ekmiş bir şekilde sonlandırabilirsiniz. Bu noktadan sonra tek bir önerim daha var, festival sonrası büyük bir mutsuzluğa kapılmamanın en iyi yolu, festival boyunca her şeyi kayıt altına almanız ve kendinize küçük notlar bırakmanız. Aksi takdirde upuzun ve dopdolu bir haftanın ardından elinizde tatlı bir yorgunluk ve “ya şu iş de hani şeydi, hani şu şeyli olan, ya neydi yaa” ifadesi kalır; sonuçta 168 saatlik bilgi bombardımanı içersinde anı arşivleri karışabiliyor.

İşte, iki senedir ben böyle hayatta kaldım=)